Projelerde Risk Yönetiminin Önemi

Merhaba;

Bu yazımda Projelerde ‘Risk Yönetimi’nin öneminden bahsedeceğim. Birçok kişi tarafından Proje Yönetimi demek; Projedeki riski yönetmek demektir. Peki risk yönetimi bu kadar önemliyken, Proje boyunca bu konuya ne kadar önem veriyoruz ve ne kadar zaman harcıyoruz? Projedeki tüm riskleri öngörebilir miyiz?  Tüm bu sorularımın yanıtlarını yazımda açıklamaya çalışacağım.

Öncelikle ‘Risk Nedir?’ sorusundan başlayalım. Yüksek lisans eğitimim sırasında Prof. Dr. Selim AREN hocamdan öğrendiğim kısa tanımla açıklamak istiyorum.. RİSK; belirlenenden sapma demektir. Bu tanımdaki en kritik kelime; ‘belirlenen’ dir. Çünkü ‘Risk‘ ile ‘Belirsizlik‘ kavramları devamlı karıştırılmaktadır.

Bu konunun biraz detayına girelim. Bir projede risk almanın muhtemel sonuçları vardır. Bu muhtemel sonuçlardan gideceğiniz yolu seçersiniz ve pozitif / negatif karşılığını alırsınız. Alınan risk ne kadar büyük olursa beklenen sonuç da o kadar büyük olur. Fakat belirsizlik durumunda; vereceğiniz kararın beklenen bir sonucu bulunmaz. Örnek verecek olursak; elimizde bir kutu var ve içerisinde 6 beyaz 4 kırmızı top var. Kırmızı topun gelmesi için kaç top çekmeniz gerekir? Burada vereceğimiz karar risk almaktır ve seçimimizle de riskin oranını hesaplayarak bulabiliriz.  Peki; elimizde bir kutu var ve içerisinde 10 adet top var, Kırmızı topun gelmesi için kaç top çekmeniz gerekir?Bilmiyoruz… Bu bir belirsizliktir… Bu nedenle risk ve belirsizlik kavramlarını iyi anlamalı ve Projelerde alacağımız önlemleri bu doğrultuda belirlemeliyiz.

Teorik bilgiye değindikten ve temel mesajı verdikten sonra koşullara göre Projelerde riski nasıl yönetebileceğimiz hakkında birkaç öneride bulunacağım.

  • Proje başlamadan risk analizini yapmak. Eğer paket bir ürün satmıyorsanız / müşteriden gelen talepler doğrultusunda ürün geliştiriyorsanız ürünü sattıktan sonra değil, satmadan önce Risk analizini doğru paydaşlarla yapmalısınız. Birçok küçük ve orta ölçekli firmada ‘Önce satışı yapalım, gerisi hallolur’ bakış açısı vardır. Bu bakış açısıyla firmanın sahip olmadığı / olamayacağı yeteneklerdeki ürünler geliştirmeye çalışılır,  çoğu zaman başarısız projelerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Her ne kadar vizyon, misyon, strateji ve hedeflerle uyumlu projelerin yapılması istense de, teknolojinin hızla geliştiği rekabetçi günümüz koşullarında esnek hareket etmek gerekebilir. İşte bu tür durumlarda; şirket içerisindeki doğru paydaşlarla risk analizi yapılmalı, istenen ürünün şirketin yetenekleriyle ne kadar uyumlu olduğu saptanarak gereksinimler çıkartılmalı ve bu doğrultuda proje teklifleri verilmelidir. Açık noktalar bırakılarak verilen bir proje teklifinin, teklif öncesi risk analizine çalışılan süreden daha fazla maliyet getirebileceği unutulmamalıdır.
  • Pozitif riskleri gözardı etmek. Risk dediğimizde çoğu zaman korkarız,  ‘Risk’ i kötü sonuçla gerçekleşecek bir şeyi ortadan kaldırmak olarak düşünürüz. Risk yönetimi her zaman tehditleri yönetmek değil, pozitif riskleri yani fırsatları da yönetmektir. Bu nedenle risk yönetimi yaparken; fırsatları her zaman göz önünde bulundurmalı, potansiyel her fırsat için çalışmalar yapmalıyız.

İlgili resim

Hayatımızdaki belirsizliklerin ortadan kalkması ve herkesin doğru fırsatları yakalaması dileğiyle…

Eren ÖZDEMİR, PMP, ITIL, MIS, MBA

Bir cevap yazın