Türkiye’​ de Kitap Yazmak

Hayattaki en büyük hedeflerimden birisiydi: kitap yazmak… Birçok kişinin de hedefi olduğuna eminim. Size ait olan kelimelerin bir kağıtla buluşup, farklı zihinler tarafından yorumlanması… Kitabın; düşüncelerimizi, bilgi birikimimizi aktarabilmenin en değerli platformlarından biri olduğunu düşünüyorum. Dijital ortamlarda; kişisel blogların artması hatta daha kolay yöntemler olan podcast, youtube kanallarının çoğalması her ne kadar bilgi paylaşım sürecini kolaylaştırsa da kitabın verdiği hazzın yerini uzun yıllar daha tutamayacağına eminim. Elinize alıp, kapak resmini incelediğiniz, arka kapak yazısını okuduğunuz ve ilginizi çektiyse ÖNSÖZ bölümünü okuyup sonrasında sayfalar arasında yolculuğa çıktığınız kitaplar bizi mutlu etmeye devam edecek. Kitapları bu kadar övdükten sonra gelelim asıl konumuza: kitap yazma ve yayınlama sürecine…

Bu süreci birkaç aşamaya bölmek ve bu aşamalarla anlatmak istiyorum.

  1. Kitap yazma fikri ve kitabın içeriğinin oluşturulması
  2. Kitap içerik düzeltme ve editörlük süreci
  3. Kitap basım ve yayınevi süreci

Kitap Yazma Fikri ve Kitabın İçeriğinin Oluşturulması

Öncelikle konuya karar vermek gerekiyor, bu kısmı hızlı geçeceğim. Zaten kitap yazmaya karar verdiyseniz, konunuz da hazırdır. Konuya karar verdikten sonra öncelikle bütünsel kitabın içeriğine karar vermek gerekir. Akademik tez yazma süreçlerinden ilham alabilirsiniz: öncelikle ‘outline’ kısmını tamamlamanız gerekiyor. Yani kitabın içindekiler bölümü ile ana taslağını… Sonra aşağıdaki soruları yanıtlamak faydalı olacaktır:

  • Kitabın içeriği hangi başlıklardan oluşacak?
  • Bu başlıklar nasıl bir akıcılıkta gidecek?
  • Kitabın ama amacı ne olacak?
  • Kitabın hedef kitlesi kimler olacak?
  • Kitabı diğer kitaplardan ve muadillerinden ayıran hangi özellikler olacak? Bu kısım bence ayrı bir önemli, çünkü hem kitabın tanıtımı hem de farkındalığının oluşturulması açısından büyük katkı sağlayacaktır.
  • Ortalama sayfa sayısı ne olacak? Bu kısmın da önemli olduğunu düşünüyorum, çünkü bazen yazarken tıkanabilir, bazen de kendinizi kaptırıp çok uzun sayfalar yazabilirsiniz. Bu nedenle kendinize hedef bir sayfa sayısı belirlemekte fayda var.

Tüm bu bilgiler dahilinde taslak yazımınızı bitirdiğinizi varsayalım. Sadece kitabı sizin yazıp bitirmeniz basım için tabi ki yeterli olmayacaktır. Kitabı iki açıdan daha değerlendirmekte fayda var:

  1. Yazdığınız konuda uzman kişilerden geri bildirim almak
  2. Bir editörden akıcılığı ve metin düzeltmeleri için destek almak

Konunuzda ne kadar uzman olursanız olun, farklı bir gözün kitabı incelemesinde fayda var. Bilgilerin doğruluğu, kitabın bütünsel bakış açısının verdiği mesajın teyidi hatta ihtiyaca göre ufak eklemeler ve düzeltmelerin olması kitabın gücünü arttıracaktır. Fakat bu süreci kısıtlı tutmakta fayda var. Eğer geri bildirim sayısını arttırırsanız, kafanız karışabilir ve her farklı geri bildirim sizi etkileyebilir. Bu da sizin birikimlerinizi aktarmaktan ziyade kitabı farklı bir boyuta götürebilir. Bu nedenle; konusunda uzman kısıtlı 2-3 kişiden geri bildirim almanın yeterli olacağını düşünüyorum.

Konunun uzmanlarından içerik ve bütünlükle ilgili geri bildirimleri aldıktan sonra, bir editör ile yolculuğa çıkmaya hazır olun. Yayınevleri editörlük süreçlerinde size katkı sağlıyorlar. Fakat önerim; varsa tanıdığınız yoksa da iyi bir editör araştırıp onunla beraber kitabı kontrol edip düzeltmeleri yaptırmanız olacaktır. Çünkü; eğer ilk defa bir kitap yazacaksanız, akıcılık, anlam bütünlüğü, cümlelerin daha ilgi çekici hale gelmesi ve noktalama işaretleri anlamında desteğe ihtiyacınız olacaktır. Editör sadece kelimeleri ve noktalama işaretlerini düzeltmekle kalmayıp baştan sonra akıcılığın artması ve bütünlüğün sağlanması için faydalı olacaktır. Ben kitabı yazdıktan sonra editörüm ile 8 farklı kez baştan sona üstünden geçtik. Cümlelerdeki anlam düşüklüklerinden, iki farklı paragrafın birbirine bağlanmasına ve hatta bazı cümlelerde daha anlamlı kelimeler kullanılmasına kadar değişiklikler yaptık. Bir süre sonra artık okuduklarınızda hata bulamıyorsunuz, o zaman son kez yayınevi editörüne gözden geçirtmek faydalı olacaktır.

Bu içerik ve editörlük süreçlerinden sonra gelelim en zor aşamaya: yayınevi bulma…

Kitap Basım ve Yayınevi Süreci

Öncelikle Türkiye’ de yayınevi bulma ve kitap basım sürecinin ne kadar zor olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Eğer tanınmış bir yazar değilseniz, bu işe girmeden önce bir kez daha düşünmenizi şiddetle tavsiye ederim. Bununla birlikte bu süreç sonunda, basılı kitabı elinize aldığınızda verdiği hazzın, tüm bu çabalara ve emeğe değdiğini söylememe gerek yok sanırım.

Konuya farkı bir noktadan başlamak istiyorum: kitap yazmaya karar verdiğinizde veya kitabın yazım sürecinde yayınevi arama işine girmemenizi tavsiye ederim. Kitabınızı bitirin, sonrasında yayınevi aramaya başlayın… Çünkü yayınevleri kitabın fikrini maalesef satın almıyor. Onlar tamamlanmış kitabı görmek istiyorlar. Bunun için de standart bir kaç bilgiyi sizden istiyorlar. Birçok yayınevi ile görüştüm ve istenilen ortak bilgileri aşağıda paylaşıyorum:

  • Kitabın adı, sayfa sayısı, amacı nedir?
  • Kitabın hedef kitlesi, benzer diğer kitaplardan ayıran özellikleri nelerdir?
  • Kitabın önsöz ve varsa özet bilgileri, kitabın bir bölümü hatta mümkünse kitabın tamamını paylaşmanızı istiyorlar.
  • Kitabın raflarda olması için beklediğiniz süre? Bu çok büyük bir konu olmamakla beraber; birkaç yayınevi kitabımla yakından ilgilendiklerini ama yoğunluk sebebiyle 4-5 ay sonra basabileceklerini söylemişti.

Kitap yazımını bitirdiniz, o zaman hemen başlıyoruz basım & yayınevi süreçlerine. Burada da karşımıza 2 yol çıkıyor:

  1. Kitabı bir matbaa ile anlaşarak bastırmak
  2. Kitabı bir yayınevi aracılığı ile bastırmak

Önce popüler ve daha garantili olan ve benim de uyguladığım 2 no’ lu yöntemden başlayalım: yayınevi ile anlaşmak!

Başlıyoruz yayınevlerini araştırmaya… Öncelikle popüler yayınevleri, sonra internette bulduğunuz yayınevleri ve son olarak da varsa eşinizin dostunuzun kitabı, onların anlaştığı yayınevleri. Hatta ben kitaplığımdaki kitapların yayınevlerine teker teker bakıp, buradan bulduğum birkaç yayınevini ile de görüştüğüm oldu.

Elinizde bir yayınevi listesi kesinlikle olsun. Çünkü; ilk konuştuğunuz yayınevi ile anlaşma olasılığınız çok düşük -hatta neredeyse imkansız. Bu yüzden olabildiğince çok alternatif ile görüşmeyi tercih edin. Yayınevleri bir kere her zaman güçlü taraf! İlk defa kitap yazdığınız için piyasada bilinmiyorsunuz. Bu nedenle yayınevi risk alacak, eğer kitaplarınıza beklenen ilgi gösterilmez hatta içerik olarak beğenilmezse bu durum yayınevinin de prestij kaybına sebep olabilir. Yayınevi süreci için vereceğim bir mesaj da; eğer kitaptan bir kazanç bekliyorsanız, bunu ilk kitabınız için unutun. Bu bilinç ile yola çıkarsanız, süreç sizin için daha kolay ve kabul edilebilir olacaktır.

Gelelim Türkiye’ de yayınevlerinde süreç nasıl işliyor, deneyimlediğim birkaç modeli size söyleyeyim:

  • Yayınevleri kitabın telif haklarını almak istiyorlar. Bu da şu demek: kitabınızı telif hakkı süresi boyunca ne başka bir yerde bastırabilecek ne de kitapla ilgili farklı bir çalışma yapabileceksiniz. Özetle; kitabın tüm hakları telif hakkı süresi boyunca yayınevinin oluyor. Bu süre; 3 yıl ile 10 yıl arasında değişebiliyor. Yapacağınız pazarlığa bağlı.
  • Telif hakkında ek olarak; önerilen ve Türkiye’ de sık uygulanan model şu: kitabın tüm masrafları (editörlük, kapak, dizgi, basım, bandrol, dağıtım, reklam, stok vb.) yayınevine ait oluyor. Yayınevi size sattığı kitap başına % 9 ile % 17 arasında bir komisyon veriyor. % 17 komisyonu ilk defa kitap yazan birinin alması imkansız, muhtemelen Orhan Pamuk bu oranları alabiliyor. Bu modelde bir masraf ödemiyorsunuz fakat telif hakkınız da belirli bir süre boyunca yayınevinde kalıyor. Gelin burada edebileceğiniz kazancı hesaplamaya çalışalım: kitabınızın 5000 adet ve 30 TL ‘den satıldığını varsayalım. Kitap başına % 10’ luk bir pay ile anlaştığınızı da düşünelim.

Kazancınız: (30*0,1)*5000= 15.000 TL gibi bir rakam yapıyor. Tabi 5000 adeti satmak da tanınmamış bir yazar ve kitap için iddialı bir adet diyebilirim.

Bu modelin yurtdışındaki versiyonunu öğrendim. Yurtdışında yayınevleri bir yazar ile anlaştıklarında, Türkiye’deki gibi % 10 civarı kitap başına bedeli yazara ödemeye ek olarak; yazarın kitabı yazmak için harcadığı süre boyunca da maaş olarak ödeme yapıyormuş. Kitabı yazmanız 10 ay sürdüyse, yayınevi size bu sürenin karşılığında maaşı da ödüyormuş. Tabi Türkiye’de bu modelin sadece yazara ödenen kitap başı ücret kısmını kopyalamışız.

Bu model kafanıza yatmamış olabilir, o zaman gelelim hibrit olan farklı bir modele: yayınevi masrafların bir kısmını sizden karşılamanızı istiyor, bir kısmını kendisi karşılıyor. Bu anlaşmada telif hakkı daha kısa süreli verilebiliyor. Burada da ilk baskı adetinize göre sizden ödeme isteniyor. Fakat buradaki tek maliyet baskı maliyeti olmuyor. Editörlük, kapak tasarımı, dizgi, bandrol, pazarlama, stok, dağıtım gibi maliyetleri de hesaba katarak sizden bu masrafların yarısı veya daha fazlası istenebiliyor. Burada pazarlık gücünüze göre bu rakamı netleştirdiğinizi söyleyebilirim. Fakat tanınmış bazı yayınevleri bu modele yanaşmıyor. Çünkü onlara telif hakkını alıp tüm masraflarını kendilerinin karşıladığı model daha cazip ve karlı geliyor.

”Aylarca belki yıllarca emek verip yazdığım kitabımın gelirinin sadece % 10′ luk kısmını almak bana pek adil gelmiyor, üstelik bir de telif hakkını veriyorum!” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman gelelim son ve en zor olan modele: kitabı kendiniz bastırıp yayınevi aracısız satmanız…

Bu alternatifi okumadan önce uyarıyım: bir yayınevi ile anlaşmadıysanız kitap marketlerle anlaşmanız çok zor hatta imkansız. Popüler kitap marketleri (D&R, kitapyurdu vb.) raflarına koyacağı kitapları genelde anlaşmalı oldukları yayınevlerinden alıyorlar. Bireysel yazarlardan kitap maalesef almıyorlar, bu nedenle satış sürecinizde yalnızsınız diyebilirim. Kitabı bireysel çabanız ile satmanız gerekecektir. Ayrıca kitap stoğunu da tutmanız gerektiğini eklemekte fayda var.

Bir bilgi daha ekleyeyim: ‘kitabı ben bastırayım, yayınevi sadece dağıtım yapsın‘ gibi bir modelle ilerlemeniz de maalesef mümkün değil. Yayınevleri kitap basımından değil, dağıtım ve satışından kar elde ediyorlar. Bu nedenle; baskıyı sizin yaptırmış olmanız onlara bir fayda sağlamayacaktır veya alternatif bir model olarak değerlendirilmeyecektir.

Peki kitabı kendiniz bastırmaya karar verdiniz o zaman ne yapacaksınız? Kitabı; kitap basım yetkisi olan bir matbaa ile anlaşarak ve bandrol gibi evrak işlerini kendiniz hallederek bastırabilirsiniz. Bu süreçten sonra büyük ihtimalle yalnızsınız…

Kitabın stok ve kargo sürecini kendiniz yönetmeniz gerekecek. Kitaplarınızı uygun bir depoya koydunuz, bazı pazaryerlerinde satışa açtınız (hepsiburada, trendyol vb.) ve satış yapmaya başladınız. Kargo süreçlerini, ödeme süreçlerini ve iade süreçlerini kendiniz yönetmeniz gerekecek. Bunlardan daha önemlisi; pazarlama süreçlerini de sizin yönetmeniz gerekecek. Yayınevleri anlaşmalı olduğu kitap marketlerine ek olarak; sosyal medya, üniversiteler, imza günleri, anlaşmalı firmaları üzerinden sizin kitap reklamlarınızı yapacaklardır. Çünkü onlar daha önce belirttiğim gibi; kitabın basımı değil satım sürecinden kazanç sağlamaktalar. Bu nedenle ne kadar çok satış yapılırsa onların da geliri o derece artacaktır.

Yazımın başında belirttiğim gibi; kitap yazmak zor ama bir o kadar da keyifli bir süreç. Umarım bu yolculuğa çıkan herkes harcadığı emeklerin karşılığını alır.

EK İPUCU: Kitabınızı basacağınız yayınevi, kitap içeriğinize uygun olan kitaplar basan bir yayınevi olmalı. Örneğin; yönetim üzerine bir kitap yazdıysanız, roman basan bir yayınevi ile anlaşmanız mümkün olmayacaktır.

Bilgi paylaştıkça çoğalan bir hazinedir. Herkesin bilgiyi paylaşmayı sevdiği bir ortamda yaşaması dileğiyle…

Bir cevap yazın